A A A

Ayasofya’daki Ya Vedud

Ayasofya’nın içinde kuzey batıda, dört köşeli beyaz mermerden oluşan bu direkte yaz ve kış aylarında durmaksızın terleme özelliği dikkat çeker.
Burası “Terler Direk” adı ile anılır. Bununla ilgili şöyle bir menkıbe var; Yahya Kemal’den okuyalım (Tarih Musahabeleri, İstanbul Fetih cemiyeti yayını): İstanbul’un fethinden önce, Ayasofya henüz kilise iken, şimdi mübarek bir sütun gibi ziyaret ettiğimiz Terler Direk’ten zaman zaman “Ya Vedud” diye bir ses gelirmiş.
Bu sesin hikayesi ta Harun Reşid devrinden başlar. Şöyle ki: İstanbul Müslüman Arap orduları tarafından birkaç defa kuşatıldı. Kuşatmalarda birçok sahabe şehrin içinde şehit düştü. Harun Reşid zamanında Bizans’a Şeyh Maksut adlı bir elçi gönderildi ve izin alarak sahabe kabirlerini yaptırdı. Onunla gelen ve “Ya Vedud” ismine mazhar bir derviş varmış.
Ayasofya kilisesindeki terler direk içinde sırrolmuş, onun içinde kaybolmuş.

TERLER DİREĞİN SIRRI
İstanbul fethi gecikince Fatih bütün erenleri toplar, fethin neden geciktiğini sorar.
Akşemseddin der ki: “Beyim sen üzülme, sana evvelce fethi müjdelemiştik. Yalnız sur içinde Şeyh Maksut halifelerinden Ya Vedud ismiyle hallenmiş bir can vardır. O ölmeyince fetih müyesser değildir. Bu Ya Vedud, Konstantiniyye’nin elli günde İslam eline geçmesi için oradan ışık gibi ruh gibi dua edermiş. O zamana kadar vakit vakit bu direkten Ya Vedud diye bir ses işitilirmiş. Türklerin Ayasofya’ya girip de silahlara bezenmiş bir cemaat halinde ilk namazı kıldıkları güne kadar Terler Direk’ten işitilmiş ve ancak o gün kesilmiş.
Sultan Mehmed Ayasofya’yı seyir ve temaşa edip dolaşırken Terler Direk denilen yerde parlamakta olan bir ilahi nur gördü. Yanına vardı, ilahi nurdan yapılmış bir beyaz vücut, kıbleye dönmüş vaziyette yatmaktadır.
Aydınlık göğsünün üzerinde Ya Vedud ismi yazılmış. Akşemseddin ve Sivaslı Kara Şemseddin dediler ki: “İşte padişahım İstanbul’un elli günde fetholmasına sebep odur. Allah’ın hikmetiyle fethi ellinci günde rica edip o gün ruhunu teslim eden meczup budur.” Bu mübarek cenazeyi yıkayıp defnetmek isterlerse de, Terler Direk’ten “Merhum yıkanmıştır, hemen defnedin” diye bir ses gelir. Cenazeyi alıp Eminönü iskelesine getirirler, kayıklarla Haliç’ten Eyüp’e taşırlar. Kudretten hazırlanmış bir mezara defnederler. İşte halen Ya Vedud dediğimiz makam o mezardır. Yahya Kemal’in bu yazısındaki konu Evliya Çelebi Seyahatnamesi I. ciltte de geçer.


Eyüp’te Ya Vedud Türbesi

MENKIBENİN DEĞERİ
Bu bir menkıbedir, Ayasofya’yı müslümanlaştıran bir hikayedir. Menkıbeler yer yer tarihten istifade ederek halk inançlarından ve halk muhayyilesinden doğar.
Menkıbeler dededen toruna aktarılan milli kültürün önemli yapı taşlarından biridir.
Şairimiz “tarihte zahiri hakikat, masalda ledünni hakikat gizlidir” der ve menkıbelerin daha cazip olduğunu belirtir. Ya Vedud Sultan türbesi İstanbul Eyüp’te, Ayvansaray’dan Defterdar’a kadar uzanan Abdülvedud Cami Mahallesi’nde Ayvansaray’da bulunuyordu. Çevre yollarının yapımı sırasında oradan kaldırılarak bugünkü yerine, Yavedud cad. No:12’ye (Haliç köprüsünün altında Ayvansaray ayağına) taşındı. (devam edecek)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*


online ingilizce kursu online almanca kursu evde Almanca öğrenmek ingilizce türkçe çeviri ingilizce eğitim seti sıfırdan ingilizce öğrenme sıfırdan almanca öğrenme
ingilizce öğrenme programları