Cennettekiler

Kemal Yurdakul Aren, Turgutlu’lu bir yazarımızdır. Bir duygu ve gönül adamıdır, bir derviş insandır. Samiha Ayverdi (1905-1993) evlatlarındandır. Evvelce bir kitabından söz etmiştim.
Yeni bir eseri çıktı: Cennettekiler (Hülbe, Kasım, 2014). Samiha Ayverdi’nin şefkat, iman ve irfan kadrosu içinde yer alan dokuz simadan söz eden bir hatıra kitabı. Kitapta her seviyeden “insan” yer alır: İlhan Ayverdi gibi bir abide şahsiyet ve Ramiz gibi saf bir Anadolu çocuğu. Hepsinin müşterek tarafı, bir “Rahmet Kapısı’na yönelip, oradan feyiz almış olmalarıdır.
Cennettekiler kitabından bazı hikmetli ve ibretli bölümler aktarmak istiyorum: Önemli bir görgü kuralı:
“Bir tanıdığınızla veya dostunuzla karşılaştığınızda ‘Nerden geliyorsun? Ya da nereye gidiyorsun?’ diye sormayın! Ola ki size söyleyeği bir husus vardır. Bu durumda ya onu söyletip sıkıntıya sokmuş olursunuz veya yalan söylemesine sebep olursunuz. Her iki halde de günaha girersiniz. ‘Merhaba veya hoş geldin!’ deyin arkasını bırakın!”

Derviş hile yapmaz

Suzan Abla, kitapta yer alan güzel gönüllü bir hanımefendidir, kendisini bir rahmet kapısına adamıştır. Yazarımız bir gün onun, evin karşısındaki bakkaldan piç yahut şeker her ne ise alrken yaşadığı bir olayı Samiha Ayverdi’ye anlatışına şahit olur:
“Efendiciğim, bir delikanlı tezgahtaydı. Söyledim istediğimi. Kese kağıdına koydu, terazinin üzerine bıraktı. Ben tartının doğru yapılıp yapılmadığına bakıDelikanlı bunun farkına vardı bana döndü ve ne dese beğenirsiniz? “Abla merak etme, ben dervişim. Terazide hile yapmam!” demi? Aman Efendiciğim o anda nasıl maholdum anlatamam, nutkum tutuldu, bir şey de diyemedim. Öyle de hoşuma gitti ki! Sesi çok içe işleyiciydi…” Samiha Annem bunu sonzamanlarda pek çok kardeşimize tekrar ettiler.
Dervişlik bir arınma ve olgunlaşma yoludur. Bu yolun gerçek yolcuları kendilerini hep Hakk’ın huzurunda hissedecek bir noktaya gelmeyi hedefler. Onun için gündelik hayatta, işinde gücünde son derece ahlaklı davranmaya dikkat ederler. Tasavvuf kurumları iyi işlediği müddetçe, mensuplarını yani dervişleri olgun ve erdemli kimse olmaya yöneltmişlerdir. Anlaşılan bakkaldaki delikanlı bu eğitimden başarıyla geçmiş biriydi.

Sevgiyi kaybetme korkusu
Kitap şu anlamlı sözlerle son bulur:
Sevmekten değil, sevgiyi kaybetmekten korkuyorum!
Beni sevenlerin sevgisini kaybetmekten korkuyorum.
Gözlerimdeki yaşın sebebi bu!..
İçimin, tazının ağzındaki kuş gibi, çırpını ondan!
Zira, ben sevgiliyim!… Sevilenim, seviliyo
Sevenlerimin birinin dahi sevgisini kaydeğil, şüphesi bile beni ölümlerden behallere gark eder.9

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.