Ergun Balcı Tasavvuf Müziğinin İsim Babası

Musiki, milletleri millet yapan değerlerin başında gelir. Türk musikisinin garip bir kaderi var. Cumhuriyet Türkiyesi’nde bir ara yanlış kültür politikaları sonucu Türk Musikisi gözden düştü. Devletçe eğitim öğretimi terk edildi, kısa süreliğine de olsa radyolardan kovuldu. Devletin bu “neyzen bakışı” epeyce devam etti.

Seviyeli Türk müziği, özellikle tasavvuf musikisinin revaç bulmasını sağlayan görünmez kahramanlar vardır. Bunlardan biri Ergun Balcı’dır.

İsmini önce TRT radyolarında duyurdu. 1970’lerde hazırladığı ilk ses getiren radyo programı “Beri Gel Barışalım” adını taşır. Türkiye dışına hitap eden bu yapım o kadar ilgi çekti ki, çuvallar dolusu tebrik mektubu gelmesine yol açtı. Yurt dışındaki vatandaşlarımız bu programda kendi sesini, kendi inanç ve kültürünü buldu.

Ergun Balcı bu defa yurt içine hitap eden programlar yaptı. “Gönül Telimizi Titretenler ve “Hoş Sada”, hem anlamlı isimleriyle hem de zengin muhtevasıyla, o günlerde gerçekten gönülleri titrettiği gibi, sonraki yıllarda birçok sanatçıya ilham kaynağı oldu.

Bu yapımlarda Balcı, Bektaşi nefesleri ve bazı ilahilere yer verdi. Bunlar insanımızın çok ilgisini çekti.

HOŞ SADA

Zamanla resmi zihniyet değiştikçe işin boyutu gelişti. “Tasavvuf Müziği” adıyla yayınlar yapılmaya başlandı. Bunlarda Ergun Balcı’nın titiz seçiciliği yapımların kalitesini yükseltti. Bu alanın velut bestekarı ve icracısı Ahmet Hatiboğlu’nun ifadesiyle “Tasavvuf Müziği” ismi Ergun Balcı’nın buluşudur.

Bizde televizyon 1975’lerden sonra yaygınlaştı. Radyo programı olarak hazırladığı “Hoş Sada” çok ilgi görünce, Ergun Balcı bunu 1982’de televizyona taşıdı. “Hoş Sada” musiki dünyamızda yeni bir çığır açtı. Spiker Gülgun Feyman bu programla tanınıp meşhur oldu. Samime Sanay, Yıldırım Gürses, Faruk Tınaz gibi sanatçılar bu program sayesinde tanındı ve döneme damgalarını vurdular.

ÜSLUP SAHİBİ

Ergun Balcı’nın dikkati çeken bir özelliği de güçlü bir metin yazarı oluşudur. Ona ait programları zevkli hale getiren unsurlardan biri, son derece edebi ve zevkle dinlenen takdim metinleri ve aralara serpiştirilen açıklama cümleleridir. Onun yazıdaki üstün kabiliyetini yayımlanmış kitaplarında daha açık görürüz.

Ergun Balcı’nın basılmış biyografi kitapları vardır. Türkçe’yi kullanmadaki ustalığı ve edebi zevki bu eserlerde daha açık şekilde karşımıza çıkar. Balcı’nın müthiş bir gözlem kabiliyetine sahip olduğu, kitaplarındaki çarpıcı tasvirlerde kendini gösterir.

KİTAPLARI

İlk kitabı, bestekar, koro şefi ve Kubbealtı Musiki Kurslarının hocası olan Yusuf Ömürlü hakkındaki “Cibali’den Kubbealtı’na Yusuf Ömürlü” isimli eseridir. Kitabın ikinci baskısı “Musikiye Adanmış Bir Ömür Yusuf Ömürlü’nün Hayatı” adıyla Nefes yayınları arasında çıktı.

İkinci kitap, bir Hak dostunu anlatır ve “Mehmet Dede” adını taşır (Kubbealtı neşriyatı). Ergun Balcı gençliğinde isyankar ruhlu biri idi. Mehmet Örtenoğlu (1891-1965) adlı bir arif insan, bu “aykırı delikanlı”yı, derviş tabiatlı biri haline getirir. Böylece tasavvuf musikimiz verimli bir hizmet eri kazanmış olur. Mehmet Dede, Kenan Rifai-Samiha Ayverdi ocağında pişenlerdendir.

Üçüncü kitap “Musikimizle Övünmemiz İçin Nevzat Atlığ” isimli eserdir. Bu hacimli kitapta giderek hafızalardan silinmeye ve klasik zevkten uzaklaşmaya başlayan musikimizin, Nevzat Atlığ’la yeni bir hayat bulmasının hikayesi anlatılır (Kubbealtı neşriyatı).

1937 doğumlu 80 yaşında bir delikanlı olan Ergun Balcı’ya sağlıklı bir ömür dilerim.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.