İçi yanarak şükretmek

Cennet gibi bir vatanımız var. Ama ne yazık ki zor bir coğrafyada yer alıyoruz. Düşmanımız çok. Bunlar kritik dönemlerde saldırıya geçerler. Amaçları ülkede kaos yaratmak, Türkiye’yi zayıf düşürmektir.
Terör yine çirkin yüzünü gösterdi Cumhuriyet Savcısı Mehmet Salim Kiraz şehit oldu. Hepimizin içine ateş düştü.
Seçimlere gidiyoruz, çeşitli bahanelerle gergin bir ortam yaratılmak isteniyor. Bugünler parti mülahazalarının üstüne çıkıp devletin yanında olma günüdür.
“Ben devletimin yanındayım” diyen Ertuğrul Özkök gibi davranmalıyız: “Adamın biri ülkemin savcısının başına silahını dayayıp çektirdiği fotoğrafı yayınlarsa… Bir saniye bile düşünmem (…) bahane aramam, o tabanca benim, hepimizin kafasına dayanmış sayarım.”
***
İçim yana yana şunları düşündüm: Bu köşede sıkça tekrarladığım gibi, bu olayda da milletimizin asaletinin, sağduyusunun, vakarının ve inancının bir örneği görüldü. Şehit savcımızın babası Hakkı Kiraz bakın ne diyor:
“Valla ben sakindim. Allahtan geldi dedim. Takdiri ilahi dedim. Kaderimizde bu var dedim. Oğlum bunu hak etmemişti. Ama kaderde bu varsa boynumuz kıldan incedir. Biz inanan insanlarız. Hamdolsun, gayrimeşru bir yolda değildi. Namusuyla, alnının akıyla, şerefiyle, onuruyla, haysiyetiyle, görevinin başında takdir-i ilahi oldu. Ben memnunum, ben şükrediyorum. Yüreğim de yanıyor ama şükrediyorum.”
Hadisenin dehşeti karşısında çoğumuz bu sözleri yadırgarız, kabullenemeyiz. Sağlam inanç böyle bir şey. Hakkı Bey ah vah edip bağırıp çağırabilirdi. Ama bir faydası olmazdı. Şunu da unutmamalı ki böyle acılı zamanlarda gösteriş olsun diye büyük laf edilmez. Söylenenler gerçeğin ta kendisidir.
Sözlerine bakılırsa Hakkı Bey “Lütfun da hoş kahrın da hoş” diyebilen bir kimse. “Bela yağmur gibi gökten yağarsa/ Başını ona tutmaktır adı aşk” anlayışını içselleştirmiş olgun bir insan. Savcımızın eşi de hakimdir, onların çocuklarına bakmak için İstanbul’a gelen baba Hakkı Bey’i kutluyorum
***
Siirt’ten göçüp gelmiş ve Mersin adliyesinde zabıt katipliğinden emekli olan Hakkı Kiraz altı çocuk sahibidir. Bulunduğu mahallede sevilen bir ailedir. Tek erkek evladı M. Salim’i zor şartlar içinde okutmuştur. Ama görünen o ki her türlü mahrumiyete rağmen ona sağlam bir inanç ve karakter vermiştir. Lisede okurken aynı zamanda terzilik yapan savcı hem çalışmış hem okumuştur. Tanıyanların sözlerine göre, babası gibi olgun ve erdemli bir insandı.
Mesai arkadaşları ve komşularının ifadelerine göre kendisi çok mütevazi ve insan ilişkileri iyi biridir. Bir meslektaşı şöyle diyor: “Ben bu yaşa geldim o kadar hakim, savcı tanıdım ancak şehit savcımız kadar alçak gönüllü bir insan görmedim. Kısa zamanda kendisinin ne kadar delikanlı, hakikatli bir adalet adamı olduğunu anlamıştım.”
Ruhu şad olsun.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.