Kaba dindarlık

Bir Mesnevi hikayesi:
Hendek Savaşı başlarken Hz. Ali güçlü bir müşrik askeriyle vuruşuyordu. Sonunda onu yere yıkıp öldürmek üzereyken, adam Hz. Ali’nin yüzüne tükürdü. Bunun üzerien Hz. Ali kılıcını geri çekti ve adamı bıraktı.
Düşman askeri şaşırdı, kendisini tam öldürecekken niye vazgeçtiğini sordu. Hz. Ali dedi ki: “Ben seninle Allah yolunda ve sırf O’nun rızası için savaşıyorum. Sen yüzüme tükürünce öfkelendim, sana kızdım. O sırada seni öldürseydim öfkemden dolayı, yani kendi nefsim için ve şahsi bir sebeple öldürmüş olacaktım. Bu ise inancımla bağdaşmaz. İşte bu sebeple seni serbest bıraktım.
Bu asalet ve ince anlayış karşısında adam müslüman oldu. (Mesnevi, c. I, beyit: 3721)

HARİCİ ZİHNİYETİ
Şahsi ve nefsani olanla dini ve ulvi olan sık sık karıştırılır. Yüce kavramları kendi çıkarına ve tatmin duygusuna alet edenler çoktur.
Dinde esas olan; her şeyin Allah’ın hoşnutluğu için yapılmasıdır. Birini sevmek, birine kızmak, vermek, vermemek sadece Allah için olmalıdır. Bu, imanda olgunluk belirtisidir.
Böyle bir incelik ve olgunluktan nasibi olmayanlar, kaba ve şekilci dindarlardır. Tarihte bunların ilk örneği Haricilerdir. Hz. Ali’nin dindarlığını bile beğenmeyip onu şehit ettiler.
İlk Haricilerin çoğu bedevi kültürüne ve kabile zihniyetine sahip sert mizaçlı kimselerdir. Kendileri gibi düşünmeyen herkesi düşman ve kafir sayarlardı.
Kargaşa ortamlarında, birtakım karanlık eller vasıtasıyla bu damarın canlandırılması ve taraftar bulması her zaman mümkündür. İslami kılıklı terör örgütleri bu şekilde ortaya çıkar. El-Kaide, IŞİD ve benzerleri böyledir.
Bunu önlemenin yollarından biri gerçek dinin, özellikle tasavvufi İslam’ın öğretilip yaşanmasıdır. O takdirde, Allah’ın bütün alemlerin Rabbi olduğu kavranır ve “72 millete bir gözle bakma” noktasına gelinir.

TEKBİR
Bu yanlış ve kaba zihniyet o güzelim “tekbir”i bile terörle birleştirdi. Bırakın adam öldürürken tekbir getirmeyi, taşkınlık ve şamata görüntüsü veren tekbir bile vakar ve olgunlukla bağdaşmaz. Ebu Musa El-Eş’ari anlatır:
Hz. Peygamber’le bir muharebeden dönüyorduk. Medine’ye yaklaştık, bu sırada insanlar tekbir getirmeye başladılar ve seslerini bir hayli yükselttiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Şüphesiz Rabbiniz sağır da değil kayıp da değildir, O sizinle atınızın eğerleri arasındadır.” Yani size çok yakındır, bu kadar bağrmanıza gerek yok demek istemiştir. (Tirmizi, deavat, 57)
Tekbir’in anlamı “En büyük, en yüce olan Allah’tır” demektir. Protesto gösterilerinde, siyasi toplantılarda tekbiri slogan olarak kullananlar, bu anlamı unutup, kendilerini öne çıkardıklarının farkına varsalar, herhalde bu hataya düşmezler.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*