Köyde düğün

Büyük şehirlerde geleneksel düğün tarzımız değişti. Çoğunlukla düğün salonunda bir gürültü bir kıyamet şeklinde oluyor. Kasaba, belde ve köylerde düğünler daha otantik. Bergama Yenikent beldesi Makedonya göçmenlerinin yaşadığı bir yer. Halkı gelenek ve göreneklerini özellikle düğünlerde yaşatıyor. Bu beldeden bir öğretmen bayanla, Aydın Çine Akçaova kasabasından bir akademisyen genç evlendiler.
Yenikent’te kız evi gün boyunca davetlilere yemek ikram etti. Akşam köyün büyük düğün salonunda kına gecesi yapıldı. Nezih bir ortam. Çoğunluk kadınlar ve kızlar. Genelde kına gecelerine erkekler katılmaz. Yenikent’te ailelerin yakını erkeler de bulunuyor, arka sıralardaki sandalyelerde oturuyorlar. Böylece ilk defa bir kına gecesi gördüm.
Önce bildik yaygın müziklerden sonra Rumeli havaları eşliğinde oyunlar başladı. Genç yaşlı bütün bayanlar el ele tutuşup sade bir ritimle oynadı. İlk parça duygulu, hafif hüzünlü meşhur türkü: “Aman bre deryalar kanlıca deryalar / Biz nişanlıyız ikimiz de bir boydayız/ Biz delikanlıyız.”
Ardından: “Mavrova’dan çıktın sümbül üç gün eğlendin/ Üç günün içinde sümbül kimi beğendin.” Ritim aynı, uyum kolay. Genç yaşlı her kadın iştirak ediyor. Bu türküleri dinleyerek, asılları ile, kopup geldikleri yerlerle bağ kurulur. Toplumsal aidiyet duygusu güçlenir. Daha sonra Makedonca türkülerle, oyun devam eder. Kültürler arası alış verişin, kaynaşmanın güzel bir örneği.

KINA
Işıklar söndü, gelinin yakınları ve arkadaşları, en önde kına tepsisini taşıyan başçı olduğu halde salona girdiler. Işıklar yandı; tören, kına türküleri eşliğinde bayanların sade oyunuyla devam etti:
“Geldi gelin kınası/ Ağlasın kız anası/ Oğlan bizim kız bizim/ Çatlasın kaynanası”
“Davullar çift çift vurula/ Avluda halay kurula/ Düşler hayıra yorula/ Şen ola düğün şen ola”
“Gelin giyinsin atlası/ Kalaylansın bakır tası/ Ağlamasın kız anası/ Şen ola düğün şen ola”
Sıra kına yakmaya gelmiştir. Kına testisi kırıldı içinde kına ve saçılacak paralar vardır. Hüzünlü bir türkü başladı: “Kınayı getir aney/ Parmağın batır aney/ Bu gece misafirem/ Koynunda yatır aney”
Ardından o anlamlı türkü: “Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar/ Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler/ Annesinin bir tanesini hor görmesinler/ Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özlerim/ Hem annemi hem babamı ben köyümü özlerim”
Sair zaman bu türküleri dinlerken fazla etkisi olmaz. Ama bunların bir kına gecesinde ayrı bir anlam ve tesire sahip olduğu görülür. Gerçekten hüzünle sevincin karıştığı buruk duygular insanı kaplıyor.
Damat Aydın Çine’li. Orkestra zeybek havalarına başladı. Önce damat harmandalı, ardından arkadaşlarıyla birlikte Aydın zeybeği oynadılar. Zeybek, Ege’nin en değerli kültür varlıklarındandır.
Farklı bölge insanlarının evliliğinden daha sağlıklı nesiller doğar. Balkan kökenli Tuğba ile Yörük delikanlısı Durmuş Akalın’a mutluluk dilerim. Hayırlı ve güzel çocuklarla yuvaları süslensin.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.