Sait Başer kitapları

Her tohum uygun ortam bulunca çatlar, filizlenir, sebze kökeni veya ağaç olur. Bazı tohumlar daha güçlüdür, potansiyel olarak üstün özelliklere sahiptir. Bunlar filiz verdikten sonra usta bir bahçıvanın özel ilgisini görürse daha verimli sonuç elde edilir.
Sözü Sait Başer’e getireceğim.
Yaratılışında bilkuvve mevcut olan değerli özün açığa çıkması konusunda, bir güzel öğretmenin himmetine nail olur. Bu zat lise yıllarında Başer’e yol gösteren Hayri Bilecik’tir (1943-1992).
Hayri Hoca, Sait Başer için bir öğretmenden daha fazlasıdır.
Öğrencisindeki cevheri görmüş, onu bir kuyumcu gibi işleyerek geleceğe hazırlamıştır.
Sait Başer, güzel sanatlar ve tarih öğrenimi gördü. Başlangıcından günümüze kadar Türk Kültür Tarihi’ni inceledi.
Samiha Ayverdi ve Yahya Kemal’in temsil ettiği kültür milliyetçiliği konusunda başarılı çalışmalar yaptı.
“Yahya Kemal’de Türk Müslümanlığı” kitabı orijinal bir araştırmadır. “Kut veTöre”, “Türk Müslümanlığı” ifadeleri Başer’in literatürümüze kazandırdığı kavramlardır.

AYVERDİ OCAĞINDAN

Son günlerde Post yayıncılık Sait Başer’in ard arda 3 kitabını çıkardı: Anlama Krizi, Yitik Yurdun İçinde ve Selam Söyle.
Arkası gelecek.
Bunlardan ilk ikisini okudum.
Yayıncı bu kitapları “deneme türü diye sunmuş. Yitik Yurdun İçinde’nin arka kapağında yer alan şu cümle Sait Başer’in düşünce dünyası hakkında bir fikir verecektir:
“Samiha (Ayverdi) Anne’nin ocağında gönlünü ısıtıp aydınlatan Sait Başer,Türk medeniyeti denizinde, gün ışığının ulaşmadığı derinliklerde keşfettiklerini ızhar etti.” Başer, bilgi ve tefekkür birikimini her imkan ve fırsatta yayan biridir. Üniversite hocalığından sonra radyo ve televizyon dışında İstanbul’da birkaç mekanda sürekli seminer ve sohbetleri olmaktadır.

TÜRK TEFEKKÜRÜ

Okuduğum son iki kitabında yer yer Cemil Meriç üslubu taşıyan; tarih, tasavvuf, felsefe ve sosyoloji ile harmanlanmış yeni bir Türk Tefekkürü sunma çabası dikkati çeker.
Materyalist çağın dayatmalarına karşı, kadim hikmet geleneğimizden hareketle, asrın gereklerini ıskalamadan Türk-İslam tefekkürünü canlandırmanın örneklerini verir.
Zengin edebi kültürü sayesinde hikmet yüklü tasavvuf şiirlerini kullanarak, yazılarına ayrı bir lezzet kattığı görülür.
Başer’e göre: “İnsanı doymaz iştahalarıyla mes’ut etmek imkansız./ Ateşi düşürülmeden tedavisi yapılamayan hastalıklar gibi… Önce o iştahaları üzerimizden çıkaracağız.” Önemli bir konuya dikkat çeker:
“Tabiatın sesini duyamaz oldu çoğumuz./ Dağların kayalara çarpa çarpa bestelediği rüzgar uğultuları, iğne yapraklara dolanan ıslık sesleri, o okyanusların ritmik ve mistik zikri, vahşi hayatın tabi olduğu büyük ekosistem, mücadele, yardımlaşma, mevsimlerdeki akış, çiçekler, böcekler, arılar…
Bunların karşısında durup hayata bakmayı bilmiyor yeni kuşaklar artık.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.