A A A

Sarık ve cübbe

Çocukluğumda duyduğum bir söz var: “Hocanın sarığı beyazdır, üzerindeki en küçük leke bile hemen göze batar.” Bununla din görevlilerinin toplum içinde daha dikkatli ve düzgün yaşamaları gerektiği kastedilir.
Sokakta, caddede (kamusal alanda) giyilecek kıyafetler hakkında bazı düzenlemelerimiz var. 1925’te şapka kanunu ilan edildi. 1934’te çıkan bir kanunla, ibadet mekanları dışında dini kıyafetle dolaşmak yasaklandı. Diyanet İşleri Başkanı, Rum ve Ermeni Patrikleri ve Hahambaşı istisna edildi, onlar dini kıyafetleriyle her yerde dolaşabileceklerdi.
Cami imamları ve Diyanet İşleri Başkanı (DİB), önceleri siyah cübbe ve beyaz sarık giydiler. Sayın Ali Bardakoğlu’nun başkanlığına kadar bu devam etti. Eski başkanlardan Tayyar Altıkulaç, uzun boylu ve gösterişliydi. İyi terzi elinden çıkmış kaliteli siyah cübbesiyle vakur bir görüntü verirdi.

GÖRÜNÜRLÜK ARTTI

Vatandaş çoğunluğu olarak DİB’nın kıyafeti dikkatimizi çekmezdi. Ta ki televizyon yaygınlaşıncaya kadar. Özellikle renkli televizyondan sonra görsellik arttı, herkes, her şey gözler önüne serildi. AK Parti iktidarından itibaren DİB’ları sosyal gündemde daha çok yer almaya başladı, devlet protokolündeki sıraları yükseltildi. Başkan televizyonda daha sık görünür oldu.
2003’te sayın Ali Bardakoğlu Diyanet İşleri Başkanlığı’na getirildi. O günlerde Balçova Termal Otel’de bir toplantı yapmıştı. Kuliste bir ara, Başkanlık cübbesine uygun, klasik tarzda motifler yaptırma arayışında olduğunu söylemişti.
Bardakoğlu’ndan itibaren cübbe kemik rengine döndü farklı işlemelerle süslendi. Bence siyah renk daha sade ve daha uygundu. Şimdiki Başkan Mehmet Görmez de aynı yolu devam ettiriyor. TV’deki görüntüye göre bazen fazla süslü ve abartılı cübbeler giydiği görülüyor.
Başkanlarını gören din görevlileri de krem ve kemik rengi cübbe giymeye başladı. Önce bunlar işlemesizdi. Daha sonra modacılar devreye girdi. Abartılı renk renk işlemeli, sırmalı cübbeler ortaya çıktı.

SADELİK GENELGESİ

İş çığırından çıkmış olmalı ki DİB bir genelge yayımladı (2016): “Son dönemlerde özellikle cübbe tercihlerinde sadelikten uzaklaşıldığı, hiçbir estetiği bulunmayan aşırı derecede nakışlı, gösterişli ve dikkat çekici renklerde cübbeler giyilmeye başlandığı, bu durumun mesleğin mehabet ve saygınlığı ile bağdaşmadığı” söyleniyor ve şu emir veriliyor:
“Bundan böyle sarık-cübbe seçimlerinde daha özenli ve dikkatli davranılması, gösteriş ve şatafattan uzak, açık renkli, sade ve nakışsız cübbelerin tercih edilmesi, sarık-cübbe temizliğine ve sarığın naylon ile kaplanmamış olmasına dikkat edilmesi (…) gereğinin yapılması” isteniyor.
Ne yazık ki devrimiz moda ve görsellik devri. Bundan sarık ve cübbe de payını alıyor. Oysa dini kıyafette ölçü sadelik, vakar ve asalet olmalıdır.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*


dil öğrenme programı
ingilizce öğrenme programları