ŞİRİNCE’DE KIYAMET

Birçok dindeki ortak inanışa göre, bu alem ve bu alemdeki canlı cansız her şey bir anda mahvolup yok olacaktır. Kıyamet budur. Bugün 21 Aralık Cuma. Maya takvimine göre kıyametin kopacağı gün.

Maya’nın kehaneti doğru çıkarsa, bugün siz bu yazıyı okuyamayacaksınız demektir. Yalnız, söylentilere bakılırsa, bunun bir istisnası var. Güneydoğu Fransa’daki Bugarach köyüne veya daha yakınımızdaki Şirince köyüne kapağı atabilmişseniz sağ kalmışsınızdır. Çünkü her ne hikmetse, kıyamet bu iki köyü etkilemeyecektir.

Yoksa Tevfik Fikret doğru mu söylüyor: “Beşerin böyle dalaletleri var / Putunu kendi yapar kendi tapar.”

İnsanların bu iki köye akın ettikleri görülüyor. İşin arka planını bilmiyorum. Ama çok iyi bir reklam zekası ve turistik başarıyla karşıyayız. Şirince yeterince tanınan bir yerdi. Bu defa şöhreti bütün dünyada ayyuka çıkmıştır. Yerli ve yabancı birçok kimsenin 21 Aralık için bu köyde yer ayırttığını basından öğreniyoruz.

Şirince Selçuk ilçesine bağlı ve Selçuk’a 8 km uzaklıkta turistik bir köy. Tarihi mimarisi başarıyla korunmuştur. 19. yüzyılda, incir üretimiyle ünlü, bir Rum kasabasıydı.

ÇİRKİNCE-ŞİRİNCE

1923’te nüfus mübadelesi sonucu Rumlar ayrıldı. Onların yerine Yunanistan’dan gelen Türkler yerleştirildi. Rumlardan kalma bir söyleyişle köyün adı önceleri Çirkince idi. Dönemin İzmir valisi Kazım Dirik’in talimatıyla Şirince olarak değiştirildi. 350 metre rakımlı köye bu isim çok yakıştı. Bağcılık ve zeytinciliğin yanı sıra, şeftali, incir, elma, ceviz ve kiraz yetiştirilir.

1990’lı yıllardan itibaren turizmin gelişmesiyle ilgi merkezi oldu. Köyde halen bazı Rum evleri pansiyon olarak hizmet vermektedir.

Ermeni asıllı vatandaşımız Sevan Nişanyan Şirince’yi keşfedenlerin başında gelir. Orada konaklama tesisleri yaptı. Bu taşkın zekalı, asi ruhlu ve sivri dilli vatandaşımız, inşaat faaliyetleri sırasında sık sık bürokrasi duvarlarına tosladı. Bütün bunların hikayesini de yazdı: “Şirince Meydan Muharebelerinin Mufassal Tarihçesi”.

HANGİ KIYAMET

Kıyametle ilgili olarak Diyanet Başkanımız şöyle demiş: “Batıl, sahte, hurafe kıyamet senaryolarına itibar etmeyelim. Ebedi aleme hazırladıklarımıza bakalım. Dünya ahiretin tarlasıdır. Cennet, tohumunu bu dünyada ektiğimiz bir bahçedir. Cehennem ise ateşini bu dünyadan götürdüğümüz bir ocaktır.”

Nasreddin Hocaya sormuşlar: “Hocam kıyamet ne zaman kopacak?” Hoca da, “Eşim ölürse küçük kıyamet, ben ölürsem büyük kıyamet kopacak” demiş. Evet, herkesin kıyameti kendinedir. Kıyamet söylentilerine itibar etmemek akıllıca davranıştır.

Meselenin magazin ve turistik yönü tam bir başarıyla sahnelendi. Kıyamete gelirsek: İnanç sahibi kimseler; kıyametin bir gün kopacağını, her şeyin son bulacağını kabul eder. İşin hoş tarafı ise şudur: Kıyametin ne zaman kopacağını önceden bilmek mümkün değildir. İnanan insana düşen, hiç ölmeyecekmiş gibi çalışıp çabalamak, yarın ölecekmiş gibi kıyamet sonrasına hazırlanmaktır.

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.