Zengin olma tehlikesi

1995 yılında Kazakistan’ın Türkistan şehrinde ODTÜ’lü bir yüksek inşaat mühendisi tanıdım. Yeni yapılmakta olan Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin kampus inşaatının şantiyesinde görevliydi. Vecihi Acun’la 19 yıl sonra telefonla görüştük. Uzunca konuştuk, konu nasıl geliştiyse bu gani gönüllü ve irfanlı insan bir ara şöyle dedi:
“Geçim sıkıntısını insanlar, bizler, kendimiz ortaya çıkartıyoruz.”
Ve şu örnekleri verdi:
2008 senesinin bahar aylarında, Ankara-Haymana yolu üzerinde bulunan Oyaca kasabası yakınlarında, bir münasebetle, bir asma kilit almam gerekmişti.
Küçük kasabada, genel ihtiyaç malzemeleri satan bir tür hırdavat dükkanı tarif ettiler. Dükkan açıktı, sahibi dışarıda idi. Komşular haber ettiler, birkaç dakika içinde boyluca, 50 yaşlarında, kasketli, sağlıklı, yüzünde tebessümü ile bir adamcağız geldi. Ne istediğimi anlattım, bana dükkanındaki kilitleri gösterdi. İstediğimden de iyi vasıfta, irice bir kilit beğendim.
Beğendiğim kilidin fiyatı, Ankara’dan bildiğim fiyatlara göre, oldukça düşük göründü. “Bunu çok daha yüksek fiyatlara satarlar, siz ucuzcusunuz” dedim.. Cevabı, kulağıma küpe değil, o yıldan bu yana beynime çivi gibi yerleşti:
“Biz zengin olma tehlikesini atlattık bey, çok şükür!”
Vecihi Bey’in ikinci olayı şöyle: 1978’lerde Samanpazarı kavşağındaki kırtasiye dükkanında bir tanıdığım 15 kuruş fiyatla zarf satıyordu. “Bunları Ulus’ta 30-35 kuruşa satıyorlar” dediğimde, “Onlar kefenin cebini bulmuşlardır herhalde..” diyerek zamanımızda çok bilinen sitemkar sözleri kullanmıştı. Oyacalı gönül adamı ise, kimseye sitem etmeden, kendisinin “tehlike”yi atlatmış olmasından dolayı şükür ediyordu!

KANAAT

Evet böyle insanlarımız da var. Onlar kanaat sahibi kimselerdir. İyi ki varlar, belki de birçok sıkıntıya ve sarsıntıya rağmen Türkiye olarak bu tür kimseler sayesinde ayakta duruyoruz.
Kanaat güzel hasletlerden biridir, elindekinden hoşnut olup daha fazlası için yırtınmama, az şeyle yetinme, iktisatlı davranma gibi anlamlara gelir.
İnsanoğlunun bitip tükenmez hırsları vardır. Daha çok kazanmak, ne pahasına olursa olsun daha çok maddi büyüklüğe ulaşmak ister. Gözü madde ve para hırsının bürümesi şeklindeki bu korkunç hastalığın yegane çaresi kanattir.
Bugünkü vahşi kapitalizm böyle bir hırsın ürünüdür. Bu kapitalizmin sermayesi içinde Afrika, Hindistan ve Uzakdoğu’nun zavallı insanlarının gözyaşları, alın terleri, hatta hayatları vardır.
Bu manadaki kapital devamlı büyümek ister. Ne pahasına olursa olsun rakiplerini geçmeyi planlar. Aksi halde piyasadan silineceğinden korkar. Tabiatı katletmek, ekolojik dengeyi bozmak, arıtma masrafından kaçtığı için nehirleri kirletmek, havayı ve çevreyi yaşanmaz hale getirmek vahşi kapitalizmin doğurduğu sonuçlardan sadece birkaçıdır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*