AYVACIK DEPREMİNİN HATIRLATTIKLARI

Bastığımız yer o kadar sağlam değil. Zaman zaman depremle sarsılır. En son Çanakkale Ayvacık depremini yaşadık. Orta şiddette bir deprem sayılır. Ama yaptığı hasara bakıyoruz:
Yapılan tespitlere göre 7 Şubat itibariyle Ayvacık İlçesi Yukarıköy Köyü başta olmak üzere toplam 17 yerleşim biriminde 290 ağır hasarlı konut, 216 hafif hasarlı konut, 1 ağır hasarlı kaplıca, 2 ağır hasarlı cami ve 40 ağır hasarlı ahır tespit edilmiştir.
Haberde geçen Yukarıköy Çanakkale’ye yüz, Ayvacık’a 30 km mesafede, rakımı 120. Hane sayısı 240. Köyün yolu, suyu, elektriği var. Yavuz Bülent Bakiler’in o güzel şiirindeki köyler gibi değil:
“Ben Anadoluyum…/ Yıllar yılı susuz kaldım, yıllar yılı aç…
Şükrederek, kalktığım sofralarımda/ Ya soğan ekmek olur yahut bulamaç Hastalarım ölüm yataklarında/ Ne doktor yüzü gördüm, ne ilaç.”

AYVACIK HALKI

Ne var ki köyün ciddi bir eksiği var, evleri taşla çamurdan yapılmış.
Köy varlıklı değil. Burhan Ayeri’den öğreniyoruz ki:
Ayvacık’ta yaşayanların kökleri Yörük’tür. Kadınların başbağları konusunda bilgi sahibi olanlar bunları görür görmez anlamıştır.
Tarz ve tercih edilen renkler geçmişlerinin imzalarıdır.
Garibandırlar, şükürcüdürler, kendi yağlarıyla kavrulurlar.

SOSYAL YARDIMLAR

Sebze meyve yetiştirip besledikleri hayvanlarıyla geçimlerini sağlarlar.
Köylerimize eskiden beri birçok hizmet götürüldüğü bir gerçek.
Ama hala gözden kaçan bir şeyler var. Mesela Ayvacık ve civarı deprem bölgesidir. Taş ve çamurdan yapılmış evler depremde kolayca yıkılır.
Devletimiz sosyal yardım konusunda çok şey yapıyor. Güneydoğu’da ailelere çeşitli vesilelerle paralar veriliyor. Her yerde muhtaç yaşlılara maaş ödeniyor.
Milyonlarca Suriyeliye bakıyoruz. Bunlar güzel işler.
Ama sessiz sakin Anadolu köylüsü yer yer ihmal ediliyor.
Orta Anadolu’da ve bazı dağ köylerinde hala ciddi hizmete ihtiyaç var.

ŞÜKRAN BORCU

Ayvacık’a dönersek, Selçuklu Beyleri’nden Emir Çaka Bey, 1090’lı yıllarda bugünkü Ayvacıklıların ataları sayılan Ahmetli, Çetmi, Karakeçeli, Kızılkeçeli gibi pek çok Oğuz boyunu bölgeye yerleştirmiştir.
Bu boylar, Haçlı Seferleri sırasında bölgeden geçen Haçlı ordularına karşı koymuşlardır.
Tıpkı Yavuz Bülent’in dediği gibi:
“Savaşta çiğnetmedim hilâli düşmanlara/ Barışta düştü üstüme gölge gölge haç…” Ayvacıklı köylülerimize şükran borçluyuz. Birçok yerde olduğu gibi köylerini terk etmemişler.
Topraklarına tutunmuşlar.
Özellikle kadınlar giyim geleneklerini devam ettiriyorlar.
Deprem yağışlı kış günlerine rastladı, zorluklar yaşanıyor.
İlgili kuruluşlar hemen çadır, konteyner ve sıcak yemekle imdada yetişti.
İyi, hoş ama kalıcı çözüm demiri çimentosuyla bu köylere dayanıklı evler yapmaktır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*