Bayram çeşitlemesi

Yarın bayram, şimdiden kutlu olsun. Bayram insanları kaynaştırıp bir araya getiren en güzel vesilelerden biridir. Bayramdaki hediyeleşme yalnızca hayatta olanlarla sınırlı kalmaz. İnsanımız bayramda kabirleri ziyaret eder; ölen yakınları için Fatiha ve dua okuyarak onları da sevindirir.
Müslümanlar Ramazan ayının sonunda niçin bayram yaparlar?
Her gün tutulan orucun sonunda iftar sevinci yaşanır.
Bayram ise tutulan bir aylık orucun toplu bir iftar sevinci gibidir.
Bir ay gibi uzun bir süreyle, özellikle Ramazan’ın yaz mevsimine denk geldiği şu sıcak günlerde oruç tutan mü’minler, önemli bir sabır sınavı vermiş demektir. Bayram yaparak bu sevinç kutlanır.
Gücü yetip de bir ay oruç tutabilenler için bu bir şükür vesilesidir.
Ramazan Bayramı’nın bir adı da Şeker Bayramı’dır.
Emin Işık Hoca hatırlattı: ‘Şeker’ ve ‘şükür’ kelimesi Osmanlı harfleriyle aynı imla ile yazılır. Onun için şükür bayramı, Şeker Bayramı diye de okunmuştur.

GÖNÜL EHLİNİN BAYRAMI

Uygulamada bayram, eş-dost ziyaretiyle, şekeri tatlısı, hediyeleşmesiyle üç günde biter, geçer.
Bütün bunlar güzel bir gelenek, kültürümüzün önemli bir parçası.
Gönül ehline göre her günü bayram neşesi ve sevinci içinde geçirmek gerekir. İhsan şuurunu yaşayan, kendini her an Hakk’ın huzurunda hisseden biri için her dem bayramdır.
“Deliye her gün bayram” ifadesi böyle de okunabilir.
Gerçek Hak dostları, bir bakıma O’nun delisidirler. Buradan hareketle, deli olmadan veli olunmaz, denmiştir.
Bir anlayışa göre Hakikat ehli olanlar ahirete göre akıllı, dünyaya göre delidirler. Ne demişler:
“Harabat ehlini hor görme sakın, defineye malik viraneler var.” Tıpkı Muhyi’nin söylediği gibi:
“Erenlerin çoktur yolu/ Cümlesine dedik beli/ Gören bizi sanar deli/ Usludan yeğdir delimiz.”

TARİHÇE

Türk geleneğinde Ramazan ve Kurban Bayramları her kesimde yerleşmiş ve tören halini almış bir şekilde kutlanırdı. Fatih Sultan Mehmed tarafından kanunlaştırılan saraydaki bayramlaşmanın belli usul ve kaideleri vardı.
Padişah bayram günü sabah ve bayram namazını sarayda Hırka-i Saadet Dairesi’nde kılardı.
Hırka-i Saadet kapısı önüne bir taht kurulurdu. Padişah oturduktan sonra Kur’an okunur ve mehter çalmaya başlardı.
Duacı çavuşlar da hep bir ağızdan duaya başlardı. En sonunda padişah protokol sırasına göre tebrikleri kabul ederdi.
Bazı bayramlarda halka açık büyük şenlikler düzenlenir, ortaoyuncuları ve meddahlar çeşitli semtlerde halkı eğlendirirdi.
II. Abdülhamid döneminde bayramlar daha sade bir biçimde kutlanmakla birlikte aynı usul devam etti.
Cumhuriyet’in ilanından sonra milli bayramlar resmi protokole dahil edilmiş, dini bayramların kutlanması ise resmi protokolün dışına çıkarılarak sadece gelenek halinde korunmuştur.4

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*