Birlik dirlik ve şefkat

Politik analizler benim işim değil. Bu köşede daha çok kültür meseleleri üzerinde duruyorum. Zor günlerden geçiyoruz alanım dışına çıkıp, bazı düşüncelerimi dile getirmek istedim.
Osmanlı’nın yıkılmasından sonraki hesaplar tamamen temizlenmedi. Türkiye’ye biçilen rol, etliye sütlüye karışmadan köşesinde oturmasıydı. Devletimiz son yıllarda artık buna razı olmayacağını göstermeye başladı.
Egemen güçler Orta Doğuya yeniden şekil vermek için önce Irak’ı parçaladı. Suriye karıştı, sınırımızda bir Kürt kuşağı oluşturulmak isteniyor. Irak ve Suriye Türkmenleri hep ezildi. IŞİD diye bir bela icat edildi.
Suriye bataklığına, sıcak savaşın içine Türkiye’yi çekebilmek için çok çaba sarf ettiler.
Şimdiye kadar direndik, bu tuzağa düşmemek için gayret ettik. Can sıkıcı tahriklere sabır gösterdik.
Yeni şartlar doğdu, bıçak kemiğe dayandı ve savaş uçaklarımız gerekli gördüğü hedefleri bombaladı. İnşallah bir kara savaşına girmeden sonuç alınır.
Irak ve Suriye’de dengelerin değişmesi ile HDP ve PKK şımarmaya başladı. İyi niyetle başlayan ve hayli mesafe alınan Çözüm Süreci sarsıntı geçirir oldu. PKK’nın üst perdeden konuşmaları ve terör eylemlerinin tekrar başlamasıyla, sabır limiti dolmuş olmalı ki, işi gevşetmiş gibi görünen güvenlik güçlerimiz, onlara karşı sert yüzünü göstermeye başladı.
Terör hareketleri artacak ve milletçe biraz canımız yanacak gibi görünüyor. Birlik ve dirliğimizi korudukça, bu sıkıntıların üstesinden geleceğimize şüphem yok.
Bir hükümetimiz var, kanunların verdiği yetkiyle iş başında. Yıkıcı muhalefet ağzıyla “geçici hükümetin sözcüsü” gibi küçümseyici ifadeler kullanmak yanlış ve ayıptır.
Hükümet kurma çalışmaları inşallah yakında sonuçlanır. AK Parti 2002 seçimlerinde yüzde 37 ile iktidar olmuştu.
Şu anda arkasında yüzde 41 oy desteği var. Politik düşüncelerle “geçici hükümet” gibi ifadelerle itibarsızlaştırmanın anlamı yoktur.

Suriyeli çocuk

Suriye cehenneminden kaçıp gelen göçmenlerin durumu yürek paralayıcı. Devletimiz büyük fedakarlık göstermesine rağmen, sayı çokluğundan dolayı üstesinden gelemiyor.
Büyük şehirlerimiz yoksul ve çaresiz insanların istilasına uğramış durumda.
Bu kimselere karmaşık duygularla bakıyoruz. Ekonomik ve sosyal dengemizi olumsuz etkiledikleri için, canımız sıkılıyor, nerden çıktı bu insanlar, diyoruz.
Ama insanız, şefkatli bir milletiz, onlara acıyoruz, birçoğumuz elinden geldiğince yardım ediyor.
Canlıların birinci önceliği beslenmedir, karnını doyurmaktır. Açlık zordur.
Basmane’deki burnu kanamış, korkmuş, çaresiz, yılgın ve mahzun bakışlı zayıf Ahmet, Suriyeli göçmenlerin yaşadığı dramın bir simgesi oldu.
Kim bilir başka yerlerde buna benzer ne kadar olay yaşanıyor! Akıllıca bir şefkat ve merhameti eksik etmemeliyiz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*