Derviş’in aklı

Doğan Cüceloğlu Silifkeli bir ailenin on birinci çocuğu, psikoloji tahsil etti.
Amerika’da doktora yaptı. Konferans ve kitaplarıyla meşhur.
Halkını seven, insanımızın irfanına hayran, yerli ve milli düşünceye saygılı birisi. Hayattan alınmış olumlu davranış örneklerini sade bir üslupla anlatır ve yazar.
Son kitabının adı: “Derviş’in Aklı Prof. Ahmet Dervişoğlu ile sohbetler” Ahmet Dervişoğlu, Gönen’in Akçapınar köyünde 1935’te doğmuş.
İTÜ Elektrik Fakültesini bitirmiş.
Amerika’da doktora aldıktan sonra fakültesine dönmüş, 9 yıl dekanlık yapmış. O da Türk insanını değerli bulan ve seven, köyüyle bağlantısını koparmayan, birçok yoksul gencin yüksek tahsil yapmasına katkıda bulunan iyi bir kimse.
Cüceloğlu, Ahmet Dervişoğlu ile uzun uzun sohbet ederek onun hayatını, insani davranışlarını ve ufuk açıcı görüşlerini yazmış. Kolay okunan, iyi baskılı bir kitap ortaya çıkmış. Kitaptan sadece “dervişlik” le ilgili alıntılar yapacağım.

DERVİŞLİK

Cüceloğlu, Prof. Ahmet Dervişoğlu’na sorar: “Soyadınız Dervişoğlu, lakabınızın bir geçmişi vardır herhalde?” “Var. Babamın babası Recep, galiba Edremit civarında bir derviş tekkesine gitmiş. Ama çok değişik bir adam; okuyan, etkileyen, hatta etrafına baskı yapan. Ona “Derviş” demişler.
Babam, Derviş Recep’in tek oğlu ve tam derviş. İnsanlara veren, yardım eden, dürüst, saygın bir insan. Derviş Hasan’ın beş çocuğu var, biri kız. Yani biz beş kardeşiz. Hepimiz veren, yardım eden, dürüst, sevecen insanlarız.
O çok önemli. İnsanları seveceksin, onlara elinden geldiği kadar yardım edeceksin ve adil olacaksın…” Ahmet Bey’in tasavvufun pratiğiyle hiçbir ilgisi yok; ama soyadından memnun, kültür olarak dervişliğe çok olumlu bakan biri.
Kitapta bu fikrini sıkça tekrarlar.
Der ki:
“İnsanları seviyorum, gerektiğinde severek yardım ediyorum. Sanırım derviş oluşumun bunda etkisi var.” “Bir derviş (belki de Ahmet Dervişoğlu) çayda boğulmak üzere olan bir akrebi kurtarmaya çalışır; akrep onu sokmaya teşebbüs eder. Derviş yine akrebi kurtarmaya çalışır ve akrep yine onu sokmaya teşebbüs eder. Durumu gören bir kişi dervişe, ‘Niye hala onu kurtarmaya çalışıyorsun?’ diye sorar. Derviş de, ‘Zorda kalanlara yardım etmek benim yaradılışımın gereği; sokmak da akrebin yaradılışının gereği; rolünü oynuyor,’ der.” “Anadolu insanının çok bilgelikleri var; çok bilgece, çok insanca davranıyor. Ekmeğini paylaşıyor, kalbini paylaşıyor, yardım ediyor sana, seviyor, ‘Hoş geldin, beş gittin’ diyor. Hayat zaten sevgi. Bu çok iyi bir şey.”

AKILCI

A. Dervişoğlu’nun bir özelliği de akılcı, rasyonel düşünen, irrasyonaliteyi kabul etmeyen biri olduğudur.
Eğitim düzeyi düşük, doğa yasalarını bilmeyen kimseleri eleştirir, “onlar ermiş insanın uçabileceğine inanırlar” der. Bunu doğru bulmaz.
Fakat aynı Ahmet Bey, kendisi inanmasa da köyüne ait şu olayı anlatır: Köyün çobanı dağda keçilerin üçünün kaldığını görünce doğru Dudu nineye gider, çakalların ağzını bağlamasını söyler.
Nine bir takım iplere dua okur, böylece çakallar keçilere saldıramaz.
Evet Dervişoğlu “akılcı” bir yapıya sahip.
Doğan Cüceloğlu kitabına çok isabetli bir isim seçmiş: “Derviş’in Aklı”.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.