Kenan Rifai’nin Hakk’a yürüyüşü

Bugün 7 Temmuz. Kenan Rifai’nin Hakk’a yürüyüşünün 64. yılı.
.. Kenan Rifai (1867-1950) Osmanlı’nın son dönemi ile 20. yüzyılın ilk yarısında yaşamış, önemli bir eğitimci ve mutasavvıftır. Galatasaray Lisesi mezunudur. Uzun yıllar öğretmen ve idareci olarak Milli Eğitim hizmetlerinde çalıştı.
1908 yılında Hırka-i Şerif civarında Ümmü Ken’an Dergahı’ını yaptırdı. Orada tasavvuf eğitimi ve irşad faaliyetine başladı. Geniş bir entelektüel zümreye hitap etti. 1925 yılında tekkelerin kapatılmasına kadar bu hizmetini sürdürdü. Mesnevi’nin I. cildine yaptığı açıklamalar, Şerhli Mesnevi-i Şerif adıyla basıldı. Mesnevi şerhlerinin en değerlilerindendir. Ayrıca Sohbetler ve Ahmed er-Rifai isimli kitapları vardır.

OLAYLARDAN DERS
Edebiyat tarihçisi Nihad Sami Banarlı şöyle der: “Günlük hayatın en basit hadiselerini dahi değerlendirip manalandıran iki büyük veli gördüm: Mevlana Celaleddin ve Ken’an Rifai.”
Gerçekten öyledir, onun ‘Sohbetler’ kitabı okunursa bu tespitin pek çok örneğine rastlanır: Bir yakını anlatır: Radyoda güzel bir ud taksimi dinliyorduk. K. Rifai dedi ki: “Şu sesleri ayrı ayrı notalara bölsek ne zevk kalır? Bu ahenk, farklı seslerin bir araya gelmesinden dolayıdır. İşte dünya da böyle. Çokluktaki birliği görebilmek gerekir.” K. Rifai, değil insanlar, hiçbir canlının aldatılmasını hoş görmezdi. Odadaki kediyi dışarı çıkarmak için kapı önüne gidip, sanki elinde, verilecek bir şey varmış gibi: ‘Pisi pisi’ diye hayvancağızı çağıran kimseyi şöyle ikaz etti: “Elinde verilecek bir şey varsa çağır. Yok ise, varmış gibi yapıp aldatma!”
***
1914 Cihan harbi seneleri idi. Çocuklar sokakta savaşçılık oynuyorlardı. Bir taraf Türk, bir taraf düşman olmuştu. K. Rifai pencereden onları dikkatle seyrediyordu. Nihayet oyun bitmiş ve Türkler kazanmıştı. Neticeden memnun olan bu büyük insan, çocukları çağırarak onlara iltifat etti ve hepsine para verdi.

RAMAZAN VE ORUÇ
Ramazan münasebetiyle şöyle der:
“Bazen Ramazan’da sokakta sigara içenleri görürüm de hal diliyle (içimden) derim ki: A adamcağız, sende olan bende de var. Ama bende olan sende yok. Yani, ben de senin gibi sigara içerim, onun tadını da bilirim. Fakat sen içmemenin zevkini bilemezsin. Halbuki ben, bu zevkin de yabancısı değilim.
Oruç hakkındaki sözü:
“Orucun üç derecesi vardır: 1. Avamın (sırada insanın) orucu, yemeden içmeden ve orucu bozan şeylerden uzak durmaktır. 2. Havassın (seçkinlerin) orucu el, ayak, göz kulak ve bütün organlarını günah sayılan şeylerden alıkoymaktır. 3. En üst derecede olanların orucu ise masivadan (Hak’tan gayri her şeyden) perhiz etmek, arzu ve isteklerinden sıyrılıp Allah sevgisinin lezzetini tatmaktır.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*