Kültürde arayışlar

Kültür, bir milletin nesilden nesle aktardığı, gelenek halinde devam eden maddi ve manevi varlıklarının, değerlerinin bütünü; inanç, düşünce, bilgi, sanat, adet ve gelenekleri, bütünüyle yaşayış ve davranış şekli demektir.
Kültür yerli ve milli olmalıdır.
Bu, dışa kapalı olmak ve evrensel alanı gözardı etmek değildir. Hz.
Mevlana‘nın pergel benzetmesinde olduğu gibi: “Bir ayağım şeriatte (yani yerli ve milli çizgide) olduğu halde, öteki ayağımla bütün evreni dolaşırım” anlamına gelir.
Pergelin bir ucu kendi değerlerimize sabitlendikten sonra, öteki ucuyla bütün dünyaya açılma söz konusudur.
Cumhurbaşkanımız, 14 yıllık iktidarları döneminde maddi sahadaki başarılara rağmen:
“Sadece 2 alanda arzu ettiğimiz seviyeye ulaşamamış olmaktan dolayı fevkalade üzgünüm. Bunlardan biri eğitimdir diğeri kültür sanattır” dedi.

İKİ UÇ NOKTA

Türkiye Tanzimat‘tan bu yana kültür şoku yaşamaktadır.
Önce Batı‘nın materyalist ve pozitivist zihniyeti sel gibi ülkeye aktı. Aydınlarımızın çoğu bundan etkilendi. Aynı sürecin devamı olarak, Cumhuriyetle birlikte, yeni bir kültür üretilmek istendi.
Devletin katı laiklik ve içi doldurulmamış ulusalcılık uygulamaları sonucu, tarihimizin Selçuklu ve Osmanlı dönemi devre dışı bırakıldı. Böylece bu milletin asli mayasını teşkil eden bin yıllık kültür birikimi gözardı edildi.
Bu sert uygulamalara tepki olarak 1960‘lardan sonra katı bir “İslamcılık” gelişmeye başladı.
Gelenekle bağlarımız koptuğu için bunlar, Arapçadan çevrilen ideolojik yanı ağır basan kitaplarla beslendiler.
Batıcılar ve laikçi Kemalistler, İslam dönemini atlayarak, kültürde daha eski dönemlere ve antik Yunan‘a, Roma‘ya yöneldiler. İslamcılarımız da Osmanlı ve Selçuklu‘yu görmezden gelip “Asr-ı saadet Müslümanlığı” deyip durdular. İkisi de hatalıydı.

BİN YILLIK TECRÜBE

Oysa bizim bin yıllık bir tecrübemiz ve kültür birikimimiz var.
Onun özünü İslam, İslam‘ın tasavvufi yorumu ve bunların potasında erimiş geçmişten gelen Türk mirası oluşturur. Zamanla yan unsurlar olarak Anadolu‘dan, Balkanlardan ve Batı‘dan aldığımız malzeme de aynı potada erimiştir.
Yahya Kemal, Tanpınar, Cemil Meriç, Samiha Ayverdi gibi tefekkür sahibi yazarlarımız bu terkibin temsilcilerindendir.
Yeni İslamcılarımız merhum Erbakan‘ın önderliğinde politik zemin buldular. Ak Parti iktidarının nüvesini bu çizgideki insanlar oluşturur. Bunlar arasında okuma yelpazesi geniş olan bazı İslamcı köşe yazarları, söz konusu şahıslardan bahsetmeye başladılar.

YERLİ VE MİLLİ

Yeni geliştirilecek kültür-sanat politikalarından beklentim şudur:
14 yıldır olduğu gibi, genellikle belli çizgideki fikir ve sanat adamlarını öne çıkarmak yerine, yelpazeyi genişletmek gerekir.
3. Milli Kültür Şurası öncesinde, kendileriyle görüşme yapmak üzere Kültür bakanıNabi Avcı‘nın belirlediği isim listesi ümit vericidir. Bunlara MHP çevresinden ve sol görüşlü sanat adamlarından da çağrılanlar olmalıydı.
Şuranın açılışında sayın Cumhurbaşkanı‘nın “kültürel yabancılaşma”dan ve “yerli ve millî kültür değerlerimizi yeniden keşfetmek”ten söz etmesi sevindiricidir.
Sayın Bahçeli ile Anayasa konusundaki ortak mesai iyi bir adımdır. Kültür politikalarımızda Yahya Kemal çizgisine önem verilmelidir. Böylece MHP tabanınıkazanmak için ciddi bir adım atılmış olur.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*