“Kur’andır bu”

Değerli tiyatro yazarı Turan Oflazoğlu’nun Dördüncü Murat piyesinde şu şiirsel ifade yer alır:
“Kur’andır bu!/ Her karanlığı aydınlatandır bu!/ Bütün sözlere, bütün eylemlere hakandır bu!
Kur’andır bu!/ Yerin göğün sırrını kesin buyruklarla açıklayandır bu!/ Tekmil peygamberleri doğrulayandır bu!/ Kur’andır bu!
O doğmayan ve doğrulmayanın ağzından/ Doğrudan doğruya O’nun ağzından konuşandır bu!/ O ki yerde insanların yürek vuruşunu ayarlayandır/ Gökte yıldızların dönüşünü sağlayandır/ O’nun ağzından konuşandır bu!/ Kur’andır bu!” Bugün 85 yaşında olan Oflazoğlu, çocukluğunda Kur’an sesleri dinleyerek büyümüş ve Kur’an okumayı öğrenmiştir.
Yüce Kitabımızın iç musikisine hayrandır. Alıntıladığım sözleriyle Rahman Suresi’nin ayet sonlarında geçen “an, an” seslerini piyesinde canlandırmıştır.

İSTANBUL AĞZI

Ramazan boyunca TRT 1’de “Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışması” var. Jüride yer alan M. Ali Sarı’yı iyi tanırım.
İstanbul ağzıyla Kur’an okuyan, musiki bilen, tambur çalan değerli bir insandır. O ve Halil Neciboğlu, yarışma sırasında “İstanbul ağzı”nı sıkça dile getiriyorlar.
Son yıllarda yeni nesil Kur’an okuyucularının büyük çoğunluğu maalesef Kahire ve Arap tarzıyla okumaktalar. Her taş yerinde ağırdır.
Hiçbir taklit aslının yerini tutamaz. Birçok okuyucu, tiz seslere çıkıp bağırarak, tam bir arabesk tarzıyla okumaktadır.
Oysa bizim tarih içinde gelişmiş “İstanbul ağzı” dediğimiz bir Kur’an okuyuş üslubumuz var. Bu; insanı yormayan, germeyen, okşayıcı, yumuşak, dinlendirici ve rahat bir okuyuş biçimidir.
Ali Üsküdarlı Kani Karaca, M. Ali Sarı böyle okurlar. Bu okuyuş tarzını hazla ve zevkle saatlerce dinleyebilirdiniz.
H. Neciboğlu’nun belirttiği gibi Kur’an’ın anlamı akla, okunuş tarzı gönle hitap eder.
Türkler Kur’an’ı gönlüyle dinler.
İstanbul ağzıyla Kur’an okuyabilmek için klasik Türk musikisi bilmek gerekir. Musiki makamlarını Kur’an tilavetine uygulamanın bir usulü vardır.
Elbette şarkı söyler gibi Kur’an okunmaz.
Kur’an tecvitle okunur “Tecvit” sözlükte bir şeyi iyi yapmak, iyi söylemek demektir.
Onun için iyi bir ahenkle okunması gerekir.
Temennim, bu yarışmanın İstanbul ağzının önemini ve lüzumunu zihinlere yerleştirmesidir.

ŞOV MU?

TRT’deki bu yarışmayı televizyonculuk açısından eleştirenler var. Tayfun Atay’ın yazdıklarının çoğuna katılıyorum.
“O Ses Türkiye” yarışmasının formatı taklit edilmiş. Yayındaki şov görüntüsü Kur’an’ın kutsiyetini biraz zedeliyor.
Ayrıca şunu eklemeliyim:
Yarışma mekanının dekoru o kadar çok abartılmış ki seyirciyi yoruyor.
Bir yığın ayrıntı ve parlak nesnelerle boğulmuş ortamda okuyucu nerdeyse kayboluyor.
Daha sade fakat estetik bir dekor uygulaması yapılabilirdi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*