Şükür Duygusu

Emin Işık, ülkemizin yetiştirdiği olgun insanlardan biridir. Hafız-ı Kur’an’dır, iyi musiki bilir ve icra eder, etkili bir hitabeti vardır, tefekkür insanıdır, tasavvufi ahlakı yaşayan bir kimsedir.

1936 doğumlu olan Emin Hoca 83 yaşındadır. Konya’da bir sempozyumda beraberdik, sanırım o zaman 80 yaşlarında idi. “Nasılsınız ağabey?” diye sordum.
Bana ibret dolu bir cevap verdi:

“Hamdolsun iyiyim. Yürüyebiliyorum,zihni melekelerim yerinde,yemek yiyorum. Banyo yapabiliyorum,bu sırada sırtımı, vücudumusabunlayabiliyorum. Bu gibi konulardakimsenin yardımına ihtiyacımyok. Bu yaşta daha ne isterim ki!
Allah’ıma şükürler olsun.”

Emin Işık bütün bunları gayet samimi,içten duygularla söylemişti. Bu ifadelerbeni çok etkiledi. Bugün gibi hatırlarım,yeri geldikçe başkalarına anlattım.

Bu ne güzel şükür haliydi. Huzursuzluğun, tatminsizliğin kol gezdiği günümüzde ne anlamlı ikazdır! Varlığından habersiz yaşadığımız bunca nimet içinde, insanı sarsan, farkındalık duygusuna çağıran ne hoş bir hatırlatmadır.

HER NEFES İÇİN 2 ŞÜKÜR
Sadi Şirazi şöyle der: “Her nefesiki şükrü gerektirir; nefes almakhayatı uzatır, nefesi vermek ise biziferahlatır.”

Bu sözü biraz açalım, nefes alıp vermekhayatın kaynağıdır. Nefes alırkentemiz havayı, oksijeni içimize çekeriz. Vücudumuz gerekli olan enerjiyi elde etmek için oksijeni yakar ve ayrıştırır. Bu hayatın uzaması demektir. Yanan oksijen sonrasında karbondioksit oluşur. İşte nefes verirken de bu karbondioksiti dışarı atarız. Bu da bizi ferahlatır.

Bir dakikada ortalama 900 defa nefes alıp veririz, bir günde 21 bin 600 nefes eder. Bunların her biri 2 şükrü gerektiriyorsa, gerisini varın siz hesap edin. Ama sayılara takılıp kalmayalım. Şükrün gerçeği nedir, ona bakalım.

ŞÜKÜR MUTLU EDER
Şükür Allah’a imanın sonucudur. Allah’ı büyük bilmektir. O’nu kainatın sahibi ve hakimi görmektir. Bizi var edenin, yaşatanın, hayatımızı devam ettirenin O olduğunu kabul etmektir. Bu sebeple O’na minnet ve şükran duymaktır. Şükür, nimeti vereni düşünüp, nimeti itiraf ederek O’na teşekkür etmektir.

Şükür duygusu bize çok şey kazandırır, hiçbir kaybettirmez. Şükür duygusuna sahip olan kimse daha mutludur. Bu duygu sayesinde çevresindeki her şey onun için daha değerli hale gelir.

Yaşamak, yemek içmek, nefes alıp vermek, bunları sağlık içinde yapabilmek ne büyük nimettir. Uçan kuşu, açan çiçeği, vızıldayan arıyı görmek, sokaktaki çocukların neşesini duymak, bunları fark edebilmek, ‘Ne mutlu ben de buakışın içindeyim, bu hayatın birparçasıyım’ diyebilmek, bunun farkında olmak ne büyük nimettir.

Bütün bunlar bir fantezi olmasın. Değildir. Ama karamsar isek, kötümser isek, hep eksik ve kusur ararsak, gönlümüz karaysa, gözümüze hep siyah gözlükler takmışsak, hayat bize külfetli ve sıkıntılı gelir. Bu ise insanı daha yaşarken mezara sokar, kişiyi mutsuz kılar. Bu durumda en büyük zararı kendimiz gördüğümüz gibi, çevremize de sıkıntı veririz.

Bu olumsuzluğun çaresi şükür duygusundadır. İyimser olmaktadır. Celal içindeki cemali görmektedir. Aman ne kötü, bu gül ne kadar dikenliymiş diye şikayet etmek yerine, “Aa ne güzel! Hak Taala dikenler içinde bir gülyaratmış’ diye şükretmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.