Ukrayna’daki savaşın hatırlattıkları

36 günden beri Ukrayna’da korkunç bir savaş devam ediyor. Hz. Adem’in çocukları Habil ve Kabil’den beri insanlar ve devletler arasındaki çıkar, makam, mevki kavgası sürüp gelmektedir. Onun için atalarımzın pırlanta değerindeki sözünü hiç unutmayacağız: “Hazır ol cenge ister isen sulhü salah.” Barış için savaşa hazır olmalıyız.

Bu son savaşta dikkatimi çeken bazı ayrıntılar üzerinde durmak istiyorum. Savaşın acı yüzünü bir kere daha gördük. İnsanların sığınaklardaki sefalet manzaraları can yakıcı. Kadınların, çocukların, ihtiyarların hayatlarını kurtarabilmek için, açlık ve yokluk içinde, soğuk havada sınırlara yığılmaları yürek sızlatıcı.

Bu vesileyle medeni Avrupa’nın çirkin yüzü ayan beyan görüldü. Doğudan gelen mültecilere yüz vermeyen Batı insanı “sarışın, mavi gözlü” hemcinslerine kucağını açtı. Böylece Avrupa’nın iki yüzlülüğü açık seçik kendini gösterdi. O Avrupa ki asırlardır hümanizm yani “insancılık”, insan sevgisi şampiyonluğu yapageldi.

SÖZDE HÜMANİZM

Hümanizm Avrupa’da hürriyet, eşitlik, kardeşlik parolasıyla yola çıktı. Ne var ki, kendi ülkesinde insancılığı tatbik eden Batılının, diğer ülkelerde taklitçiliği ve uyduluğu özendirdiği görülür. Böylece, içeride uyanış için vâsıta olan Hümanizm, dışarıda uyutma aracı olarak kullanıldı. İçeride millî birlik ve kültürlerini kuran Batılılar, başka ülkelerde bilerek veya bilmeyerek, Hümanizmi beynelmilelciliğin, köksüzlüğün aracı durumuna soktular. Hümanizm gerçek “insancılık” yerine, Batı’nın insânî değerlerine dayanan insancılık hâline geldi. Avrupa, iktisâdî ve kültürel yayılmacılığını sağlamak için bu tür Hümanizme hız verdi. Üstelik bu işin genişçe reklamını yapmasına rağmen, pratikte başka ülke insanlarına karşı humanistçe davrandığını söylemek zordur. Sömürgecilik, insanlık târihinin yüz karasıdır.

ARTILARIMIZ

Savaş sırasında ülkemiz adına sevindirici olaylar görüldü. Yardım kuruluşlarımız Ukrayna sınırında hemen konuşlandı ve hizmet vermeye başladı. Depremlerde, sel felaketlerinde, Suriye’de geniş tecrübe kazanan bu kuruluşlar kısa zamanda organize olup ihtiyaç mahalline gidebilmektedir. Ukrayna’daki Dış İşleri teşkilatımız, oradaki vatandaşlarımzla devamlı bağlantı içinde olarak kendilerini yönlendirdi. Onların fedakarca ve başarılı hizmetlerinden başka ülke insanları da faydalandı. Savunma sanayimizin yüz akı olan SİHA ve Bayraktarlar’ların başarısı ile bir kere daha göğsümüz kabardı.

YURT DIŞINDAKİ CAMİLERİMİZ

Savaş hiledir. Günümüzde iletişimin güçlenmesine rağmen bilgi kirliliği dikkati çekti. Bizim medyamız Batı ajanslarından beslenir. Mariupol şehrindeki Kanuni Sultan Süleyman Camisi’ne sığınmış insanlarımızın bombalandığı haberi çıktıysa da daha sonra aslı olmadığı anlaşıldı. Bu vesileyle öğrendik ki, o topraklarda bir Türk iş adamı tarafından yaptırılan ve imamı Türkiye’den gönderilen bir mabet varmış. Son gelen haberlere göre camiye sığınanlar sadece müslümanlar değildir. Onlardan bazıları gördükleri iyi davranışların etkisiyle müslüman olmuşlardır. Dileğim bu savaşın insanlık ve ülkemiz için en az hasarla sona ermesidir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*