Urla’daki Samut Baba

Bu köşede evvelce iki adet Samut Baba yazısı yazdım. Çeşme’de Tekke Plajı’nın arkasında yer alan, türbesinin üstü yıkılmış Samut Baba’yı anlattım. Tahminlere göre Samut Baba, bu toprakların fethi sırasında gelip, deniz kıyısında stratejik bir mevkide tekkesini kurmuş, hem gözcülük yapmış, hem de insanları irşad etmiş bir kimsedir.
Eski Çeşme yolu üzerinde Urla kavşağındaki refüjün başında bir basit levha görülür. Üzerinde “Samut Baba” yazar. Levhanın izini sürdüm. Urla’nın sanayi bölgesinde Mezarlığının az ilerisinde, bahçeler arasında sola dönen bir yol ve iki levha: Menesköy ve “Samut Baba Türbesi”. Taş duvarda İzmir Büyükşehir Belediyesi kaşeli bir levha daha: “Tekke Caddesi”. Demek ki buralar tasavvuf kültürüne sahne olmuş tarihi mekanlar.
5 km kadar ilerledik, sol tarafta siteler var. Sağ tarafta ise, yüksek çam ağaçları arasında zarif bir türbe yer alıyor. Türbe geniş bir alan içinde, çevresine beyaz mıcır dökülmüş, bakımlı, temiz bir manzara. Yapı sekizgen, üzerinde hoş ve uyumlu bir kubbe, Orta Asya çadırlarını andırıyor. Urla’nın 3 km batısında.
Yaklaşıyoruz, kapının sağında bir levha: “Samut baba Türbesi. Restorasyonu Haziran 2011-Mart 2012 tarihleri arasında Urla Belediyesi tarafından gerçekleştirilmiştir.”
Kapının üstündeki levhada biraz teknik bilgi var: “Vakıf Kültür varlığının adı: Samut baba Türbesi. Ait olduğu vakıf: Samut Baba Vakfı. Yaptıranı: Kim tarafından yaptırıldığı ve mimarı bilinmeyen yapının, mimari özelliklerine göre 15. YY’da inşa edildiği düşünülmektedir.”
Bilgiler bu kadar. Ne yazık ki tarihimizin o dönemlerine ait yeterli malumata sahip değiliz. Samut Baba’ya ait biri Çeşme’de, öteki Karaburun’da olmak üzere iki tekkenin varlığını biliyoruz. Bunlar 16. asrın ilk çeyreğine ait vakıf kayıtlarında geçer. Tuncer Baykara’nın ifadesine göre Urla ile ilgili Vakıf belgelerinde yer alır. Buradan hareketle Urla’da da Samut Baba veya onun yakınlarıyla ilgili bir türbenin var olduğu düşünülebilir.
Yoldaki ve türbedeki levhalarda görülen imla özensizliği üzücüdür. Bir kısmında “Samut”, bazısında “Samud” yazıyor. Doğrusu “Samut”tur, az konuşan, suskun anlamına gelir.

HALKIMIZ İNANIYOR

Türbeyi inceledikten sonra, karşıdaki sitenin nizamiyesinde oturan iki kişiye selam verdim, biraz bilgi almak istedim. Birisi türbenin görevlisiymiş, her gün sabah açıp akşam kapatıyor, türbenin içi ve çevresi temiz.
Öteki şahıs 1939 doğumlu Selahattin Şaşmaz, Samut Baba’ya saygısı büyük. Burada doğup büyümüş. Anlattığına göre bir zaman defineciler musallat olmuş, kazarken mevtanın kemikleri çıkmış. “Ben tekrar gömdüm, orayı kazanlar daha sonra delirdiler” dedi.
Restorasyon’dan sonra Alevi vatandaşlarımızın ilgisi artmış, hatta bir cemevi yapılmasını istiyorlarmış.
Selahaddin Amca’nın bir torunu doğar, biraz hastalıklıdır, öldü ölecek. Kızına der ki: Git türbeye oku üfle. Öğüdü yerine getiren kızı rüyasında sakallı birini görür, “Çocuğun iyi olacak” der. Gerçekten hasta çocuk iyileşir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*