A A A

Köyüm


Köyüm

Dokuz yaşıma kadar küçük bir köyde yaşadım. Bir tepenin güney yamacında kurulu Kovanlık köyünde arazi yapısı tamamen engebeli. 1950’lerde 95 hanelikti. Köyün, halkına yetecek kadar toprağı yok. Onun için 50’li yıllardan itibaren Konya merkeze göç başladı. Şu anda 40 kadar hane kalmış.

Yeğenimin düğünü için Konya’ya gittiğimi söylemiştim. Yemekten sonra bir ara köye ait sorular sorunca, başka bir yeğenim (bende yeğen çok) “Dayı, köye gidip gelmek artık çok kolay, istersen hemen gider, akşama döneriz” dedi. Saat 16.00 civarı.

Baktım teklifi ciddi, çıktık sefere. Konya ile ilçemiz Bozkır arası 116 km. Yolun büyük bölümü duble. Araba konforlu. Bozkır-Kovanlık arası 14 km, kısa zamanda köye vardık.

Önce uzun beyaz minare göründü. Eskiden köy camisinin minaresi yoktu. Estetik bakımdan ana yapının nispetine uymayan uzun minareleri hiç zevkli bulmam. Fakat burada minare, camiyle değilse de çevre ile uyum gösteriyor.



OKSİJEN DEPOSU

Her taraf yemyeşil. İki yerde temiz havanın ve bol oksijenin ciğerlerimi ferahlattığını hissederim. Biri, seneler önce gittiğim Bursa Uludağ, ikincisi köyüm.

Benim çocukluğumda düzgün yol yoktu, taşlar arasında zor yürünürdü. Şimdi arabaların rahatça kullanacağı yol yapılmış. Köye elektrik gelmiş. Evvelce kullanma ve içme suyu Yukarı Oluk ve Aşağı Oluk denen iki çeşmeden kaplarla taşınırdı. Şimdi ise her eve su şebekesi bağlanmış. Yıkılmış evimizin harabesine hüzünle baktım.

Birkaç kilometre ileride köyümüzün küçük bir mahallesi var, adı Ermence. Tamamen yeşil ve bahçelik, bizim de orada bir miktar yerimiz vardı. Burası bir vadi şeklinde uzanır. Vadinin gittikçe daralan başlangıç noktasında çok yükseklerden akan bir su var, adı ‘Gürlevik’. Aşağı dökülen su sesi ve onun gürültüsünün yankılanmasından hareketle verilmiş doğal bir isim. O zamanlar köyümüzde ‘şelale’ kelimesi bilinmezdi.

Yaylamız vardı, yükseklerde, uzakta. Yazın küçükbaş hayvanlarla oraya çıkılırdı. Tam bir mahrumiyet yeri, ağaç yok, su yok ama gene de sevilirdi, havası temiz ve hayvanlara yetecek kadar kekik ve minik otlar vardı. Nüfus ve hayvan azaldığı için artık yaylaya gidilmiyor.

VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR

Seneler önceki bir ziyaretimde yaylaya da gitmiştim. Çocukluğumun geçtiği bu kurak tepeleri, su taşıdığımız kayrak taşlı ve çok dik yolu olan sarnıcı görünce içim içime sığmadı. Bu durum bana Mesnevi‘nin ilk beyitlerini ve Tahirul Mevlevi şerhini hatırlattı. Kamışlıktan koparılan neyin feryadını anlatırken üstat sıla hasretine değinir.

4. beytin anlamı şöyle: “Aslından, vatanından uzaklaşmış olan kimse, orada geçirmiş olduğu zamanı tekrar arar.”

Açıklama kısmında şunlar söylenir: İnsanın doğup büyüdüğü yeri özlemesi doğaldır. Bir kimse, doğduğu yer 2 haneli bir köy de olsa orayı özler. Fırsat buldukça gitmeyi, o basit köyü görmeyi arzu eder.

Buradan hareketle T. Mevlevi ‘Vatan sevgisi imandandır’ sözü üzerinde durur. Maddi vatanın doğup büyüdüğümüz yer, manevi vatanın ise ruhlarımızın kopup geldiği ‘ilahi alem’ olduğunu belirtir. Vatan sevgisi imandandır ölçüsü her iki vatan için de geçerlidir

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*


online ingilizce kursu almanca öğrenme programı fransızca öğrenme programı arapça öğrenme programı ellc blog
ingilizce öğrenme programları